şifremi unuttum

Şifremi Unuttum

Kolon Kanseri tedavisinde yeni gelişmeler

2017 yılında uluslararası iki büyük kongre ASCO ve ESMO’da yapılan sunumlarda büyük araştırmaların sonucunda önemli gelişmeler yaşandı. Bunları şöyle özetleyebiliriz;


Evre III yani lenf düğümüne sıçramış kolon kanserlerinde, ameliyattan sonra adjuvan dediğimiz koruyucu kemoterapinin süresi şimdiye kadar 6 ay idi. Ancak bu hastalarda nörotoksisite (el ve ayaklarda uyuşma, bazan ağrılar) ciddi olabilmekte ve aylarca sürebilmektedir. Bu nedenle hastaların yaklaşık olarak % 30’u 6 ay tedaviyi tamamlayamamaktadır. “Adjuvan kemoterapi süresi 3 aya kısaltılabilir mi?” sorusuna yanıt arayan, dünyada 12 ülkede 2007-2017 yılları arasında yapılan, 12 binden fazla hastayı kapsayan 6 büyük randomize çalışmanın sonuçlarına göre (IDEA çalışması), yüksek riskli hastalarda (T4 yani tümörün barsak duvarını geçtiği, barsakta delinmeye yol açtığı vakalarda, ya da N2 yani 4’den fazla lenf düğümünün tutulduğu vakalarda) standart tedavi süresinin hâlâ 6 ay olması gerektiği, bunların dışında kalan düşük riskli vakalarda (T1-3, N1) 3 ay tedavinin yeterli olabileceği kanısına varıldı. Böylece okzaliplatin ilacına bağlı nörotoksisitenin de % 45’ten % 15’e düşürülebileceği bildirildi. Ancak 3 ay tedavinin de CAPOX rejimi diye bilinen, Kapesitabin+Okzaliplatin kombinasyonu ile verilmesi uygun görüldü. Bu ilaçlardan Kapesitabin, tabletler halinde ağız yoluyla alınan bir kemoterapi ilacı olup yıllardan beri ülkemizde kullanılmaktadır.   


Metastatik kolorektal kanserde tedaviyi planlamak için günümüzde artık patoloji materyalinde gen mutasyonlarına bakmak gerekli hale geldi. Standart olarak K-ras, N-ras ve B-raf mutasyonlarına bakılıyor. K-ras ya da N-ras mutasyonu yoksa bu hastalarda kemoterapiye anti-EGFR ilaçlar (Setuksimab ya da Panitumumab) eklenebilyor, fakat mutasyon varsa bu ilaçların bir yararı yok hatta olumsuz etkileri var. Diğer yandan B-raf mutasyonu olan vakaların ise hızlı seyrettiğini, sonuçlarının kötü olduğunu biliyorduk ve çok fazla bir tedavi seçeneği yoktu. Yeni bir araştırmaya göre (SWOG S1406 çalışması), iki hedefe yönelik ilaç (Braf inhibitörü Vemurafenib ve EGFR inhibitörü Setuksimab), kemoterapi ilacı irinotekan ile birlikte kullanıldığında (VIC rejimi), irinotekan+setuksimab (IC rejimi) ikili kombinasyondan üstün bulundu; hastalık kontrolü oranını arttırdığı ve hastalıksız sağkalımı uzattığı gösterildi. Vemurafenib henüz sadece malign melanomda onaylı bir ilaç olup metastatik kolorektal kanserin bu alt grubunda da bu sonuçlara göre onay alması beklenmektedir.

 

Bir başka randomize çalışmada (SUNSHINE çalışması), daha önceki yıllarda da gösterildiği gibi, yüksek doz vitamin D’nin (günde 4000 IU idame dozunda), metastatik kolorektal kanserde kemoterapi ile birlikte (FOLFOX+Bevacizumab) kullanıldığında progresyonu geciktirdiği bir kez daha kanıtlandı.

 

Diğer yandan metastatik kolorektal kanserin immün duyarlı tipinde (buna da tümör dokusunda PD-L1 ya da MSI bakılarak karar veriliyor) immünoterapi ilaçlarına (pembrolizumab, nivolumab) cevap verenlerin kalıcı yanıt verdiği ve uzun sağkalıma sahip oldukları gösterildi ve bu ilaçlar yurt dışında standart tedavi kılavuzlarına girdi.

Son olarak, sol kolon kökenli kanserlerin sağ kolon kökenli olanlara göre daha iyi seyrettiği, sağkalımlarının daha uzun olduğu yine son yıllarda gösterilmişti. Anti-EGFR ilaçların sadece sol kolon kanserlerinde etkili olduğu da saptanmıştı. Bu nedenle sağ kolon kanserlerinde kemoterapiye eklenmesi gereken biyolojik ilacın sadece bevasizumab olduğu önerilmişti. Son ESMO’da sunulan yeni bir çalışmada ise FOLFOXIRI denilen üç ilaçlı kemoterapiye panitumumab ilacının eklenmesinin sağ kolonda da etkili olduğu gösterildi.

 

Günümüzde artık metastatik kolon kanserli hastalar, eğer performansları yani genel durumları bozulmamışsa, yürüyerek tedaviye gidip gelebiliyorlarsa artık ortalama sağkalım 3 yılı geçmiş ve kanser kronik bir hastalık haline gelmiştir.


Prof. Dr. N. Faruk Aykan
Medikal Onkoloji

KAPAT

Kullanım Koşulları